Meslek hayatımın ikinci Öğretmenler Günü‘nü daha “öğretmen sıfatıyla” kutlayabildiğim için mutluyum :) Haksız bir uygulamanın, laçkalaşmış bir sistemin içinde yer alıyor; hâlâ “ücretli” ön adıyla bu görevi yerine getiriyor olsam da ben 75+16 öğrencim, bir yılı aşkın süredir yuttuğum tebeşir tozları ve katettiğim binlerce kilometreyle bu kutsal görevin hazzını tadabildiğim için gururluyum.
Onlar çok iyi biliyorlar; e-vren öğrencileri’nin yıllar sonrasına taşacak “ileri zaman hikayeleri”ni büyük bir keyifle birlikte yazıyoruz ve bunu, onları gönülden severek yapıyorum. Akademik bilgi düzeyim, bilgiyi aktarma kabiliyetim, resmi prosedürleri bilme konularında “yeterli olduğumu” iddia edemem ama gönlümdeki öğrenci aşkından fazlasıyla eminim.
Bugün yaşadıklarım, geçen yılki 24 Kasım’da yaşadıklarım kadar güzeldi. Sabah okula adım atar atmaz öğrencim Meftune‘nin onlara daha önce edebiyat dersinde oynattığım simülasyon oyununu “Öğretmenler Günü”ne uyarlamış şekliyle karşılaştım. Öğretmen masasından imla kılavuzu sayfalarına, sınıf defterlerinin arasından bilgisayardaki word dosyalarına kadar gizlenen bir dizi ipucu sonucu ilk 24 Kasım hediyelerime kavuştum. (Derslerde uyguladığım bazı öğretim yöntemlerinin günün birinde beni böyle terleteceğini hesaba katmamıştım) En güzel sürprizlerden biri -ki aslında gelmelerini içten içe geçiriyordum- geçen yıl mezun olan öğrencilerim Nadire, Betül ve Ayşe‘nin ziyaretleriydi. Bahçedeki kısa kutlama töreninin ardından sıra asıl 24 Kasım kutlama detayına gelmişti. Dün ilk kez kamera karşısına geçen e-vren öğrencileri seçtikleri birer öğretmene videolarla seslenmiş, bizlerin Öğretmenler Günü’nü kutlamışlardı. Bütün bir akşam videoları kurgularken bugün de herkesle beraber seyrederken çok duygusal anlar yaşadım. Benim öğrencilerim bir başka ;) {İlgili videoyu burada yayınlayamıyorum. Merak edip seyretmek isteyenlerin eposta adreslerine ilgili linki gönderebilirim.}
Bugün kutlama mesajı atan ve telefonla arayanların sırasını da sayısını da karıştırdım. Akşamüzeri bulvardaki işlerimi hallederken sürekli ya telefonla konuştum ya da gelen mesajları okuyup cevapladım :)
Benim canım Hüss‘üm akşam yine kırmızı karanfiliyle ve ezberlediği iki 24 Kasım şiiriyle Öğretmenler Günümü kutladı. Ziya‘nın da ilk öğretmenler günüydü bugün. Hediyeyi de pastayı da haketmişti :)
Hayatımın vazgeçilmez öğretmenlerinden ikisini yine aradım bugün. Yaşım kaç olursa olsun ben, hâlâ onların öğrencisi olacağım, onlar da benim çocukluklarıma katlanan limanlarım… Nereden geldiğimi ve ne olduğumu unutmak istemiyorum çünkü.
KPSS’deki başarım (!) bu yıl ne olur, her an yerime kadrolu bir öğretmen atanır da kendimi kapının önünde bulur muyum bilemiyorum. Seneye 24 Kasım’la ilgili yazımı gönülden istediğim yerde -İzmir’in küçük bir kasabasının şirin bir lisesinin kadrolu Edebiyat öğretmeni imzasıyla- yazmak nasip olur inşallah.
—
evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.
e-vren günlüğü sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Yazılarınızı sürekli takip edemesem de yazdığınız her satırda bir edebiyat aşığı olduğunuzu anlamak çok da zor değil. Bende inşallah birgün sizin gururla bahsettiğiniz öğretmenlik mesleğime başlamayı ve nice öğretmenler gününü sizin gibi meslektaşlarımla kutlamayı arzu ediyorum. Ama en önemlisi sizin gibi öğrencileri olan bir öğretmen olabilmek en büyük isteğim…(öğencileriniz bakımından çok şanslısınız çünkü onlar sizi ÇOOOKKKKKK seviyor):):)))
inşallah isteğin olur evren abi..herşey gönlünce olsun..
Hocam şu an çok yoğun bir çalışma temposunun içersindeyim ama zaten dün yapamadığım kutlamayı bugün daha fazla geciktirmek istemedim. MESLEĞİNİZ, EMEĞİNİZ VE İNSANLIĞINIZ ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİYOR, ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ TÜM KALBİMLE KUTLUYORUM…
-Tüm öğretmenlere saygıyla…-
USUNDAN DAMLA
tuttun ya elimizden hani
yürüdük ya kaderimize
yürüdük… yürüdük… yürüdük…
daha dün ya
dokunduk ya tam gazken dünya
yaşlı kederimize
marifet gibi
elimiz ekmek tutunca
gördük ki emek
tunç tasta su
ve senin emeğin
lezzeti usundan süzme
damarlarımızda ebruli kıvıl kıvıl zemzem
devinir her dem
öğrettiğin gibi
bıkmadan öğrenmekten
bu nasıl bir büyülü su
bir ağacı kesebiliriz
bir kediyi ezip
çimlere basabiliriz
zehirler ya içten içten
acıtır ya su
taşır yatağını doğru/su
usundan damla biz şimdi
damlaya damlaya su
-hani çizdiğin gibi-
nehirden denize
denizden buluta
buluttan toprağa
elden ele bir damga
aynı yoldan yürüsek şimdi
bir daha ve bir daha
usundan damla…
dalından gül…
kurur goncamız
öldüğün gün
Ah Evren hocam sen ve senin gibi pek çok meslektaşımızın diplomasında sadece “öğretmen” yazarken bizleri ücretli, vekil, sözleşmeli, kadrolu hatta öğretmen adayı şeklinde sınıflandıran bu sistem devam ettiği sürece 24 Kasımlar bana çok boş geliyor.. Süslü püslü laflarla devlet büyükleri, bakanlar şunlar bunlar öğretmenlerini hatırlayıp el öperken ve afilli nutuklar atarken bir öğretmen olarak ben bugünü kutlayamıyor kutlamak istemiyorum.. Çünkü ne ben, ne kardeşim, ne sen, ne de binlerce meslektaşım öğretmene yakışır şartlarda çalışıyoruz.. Bugün değil ama ne zamanki bu düzen değişirse o günkü öğretmenler günümüz kutlu olsun.. Daha umutlu yarınları paylaşmak dileğiyle canım…
Merhaba:)
Ben senin bu güzel gününü kutlayanlardan oldugum icin tekrar kutlamama gerek yok ama linki bana gönderir misin?
Gönderirsen sevinirim cok mu merakliyim neyim be hocam:)
Kendine iyi bak Evren
Nice nice böyle güzel günler görmen dilegiyle hoscakal