Periscope’un IOS’dan sonra Android işletim sistemlerinde de kullanılmaya başlamasıyla ‘vatandaş gazeteciliği’ne soyunanların sayısında bir patlama olacağı kesin ancak büyük çoğunluğumuz zaten uzun zamandır (Facebook’un hayatımıza girdiği yıllardan bu yana) birer gönüllü habercilik (daha doğrusu yayıncılık) yapıyoruz.
Pazarlamasyon’dan Haydar Özkömürcü de Dijital Medya Zirvesi 2015’teki sunumunda ‘sosyal medya sayesinde bugün herkesin birer haberciye dönüştü’ğü gerçeğini tekrar vurguladı. Özkömürcü’nün sunumunun merkez noktasında ise geleneksel medyanın ve dijital dünyadaki hızlı değişime ayak uyduramadığı için gelenekselleşmeye doğru yol alan dijital medyanının nereye doğru gideceği konusu vardı.
İçerik sayısındaki hızlı artış internet kullanıcılarını adeta haber bombardımanına tutuyor; buna hepimiz maruz kalıyoruz. Binlerce haber sitesi var; bunlardan bir kısmı kendi özgün içeriklerini üretirken bazıları da kopyala – yapıştır habercilik yaparak yoluna devam ediyor. Özkömürcü, dijital medya içerisinde haber kaynaklarının çok karmaşık bir hal aldığı bu yeni düzende insanların kafasında “Bu habere güvenebilir miyim?” sorusunun oluştuğunu dile getirdi.
Gün içerisinde özellikle Facebook’ta herkesin bir şeyler paylaştığını, muhabir gibi haber servis ettiklerini görüyoruz. Doğruluğundan emin olmadığımız çoğu paylaşımın peşinden koşuyor, adeta öfkemizi kusuyoruz ama durup araştırma gereği duymuyoruz. Geçen aylarda binlerce takipçisi olan profesyonel bir fotoğrafçının ‘Selimiye Kışlası’nda yangın çıktı’ğına dair iletisini ve olayla ilgili öfke dolu cümlelerini okumuştum. O paylaşımı ‘beğen’medim, galeyana gelip altına yorum yapmadım; arkadaş listemdekileri de etkilemek adına o iletiyi ‘paylaş’madım. Ama onlarca kişinin o iletinin altına yaptığı yorumları görünce araştırmadan, sorgulamadan bize sunulana hemen inanıyor olmamıza şaştım kaldım. Oysa birkaç gün sonra Selimiye Kışlası’na gittiğimde orada yangın çıkmadığını ama sosyal medyadaki binlerce asılsız paylaşım yüzünden itfaiye araçlarının Selimiye Kışlası’nda ‘ne olur ne olmaz diye’ saatlerce beklediğini öğrendim.
İnternet tarihi bunun gibi asılsız haberlerle dolu. Özkömürcü de sunumunda Nihat Genç’in Aziz Nesin’e ait olmayan sözleri sosyal ağ hesabından paylaştığı bir tweetini; Emin Çölaşan’ın da sosyal medya deneyi olan “Allah’ın Takdiri” paylaşımını gerçek zannedip gazetedeki köşesine taşıdığını hatırlattı.
Bütün bu sebeplerden dolayı “Sosyal medyada her okuduğunuza inanmayın” diyor Özkömürcü. Diyor ama diğer taraftan yaşanan bütün bu karmaşadan, bilgi kirliliğinden dolayı internet kullanıcılarının aynı zamanda sosyal medyada gördüğü her şeye inanmamaya başladığının da altını çiziyor.
İnsanlar vatandaş gazeteciliğine veya birer haber kaynağı görevine soyundukça dijital medyada iki farklı kaynak ortaya çıktı. Özkömürcü, medyanın geleceğinin bu süreç içerisinde ne olacağı sorusunu yöneltiyor ve neyle karşılaşacağını kestirmenin zor olmadığını söylüyor. Ona göre bugün internette iki haber kaynağımız var: Biri sosyal medya diğeri de yeni medya denilen internet haber siteleri
Sosyal Hürriyet örneğini hatırlatan Özkömürcü, projenin tam anlamıyla başarılı olamadığının altını çiziyor. Haber sitelerine girildiğinde önümüze binlerce haber çıkıyor olmasının da normal olmadığını vurguluyor. Hepsini okumaya günümüzün yetmeyeceği sayıda haberin tek bir sayfada ziyaretçinin önüne serilmesi anlayışına karşı olan Özkömürcü, okuyucuya sadece istediği haberleri sunan internet haber sitelerinin başarıyı yakalayabileceğini ifade ediyor.
“Sadece benim istediğim haberleri gösterirse ben ondan başkasını okumam.” diyen Özkömürcü, gelecekte var olmaya devam edecek bu kaynakların sadece ‘en çok dataya sahip haber siteleri’ olacağının da altını kalın çizgilerle çiziyor. Çünkü bu dataların iyi işlenmesi sayesinde bize en uygun içerikler sunulmaya başlanacak.
O halde geleceğin en büyük haber kaynakları elinde en çok datayı barındıran, bunu çok iyi analiz eden ve o datayı arttırmaya da hızla devam eden Facebook ve Twitter olacak; kulağa hiç de imkansız gelmiyor değil mi?
Dijital Medya Zirvesi 2015’ten bütün notları oku!
Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+
e-vren günlüğü sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Yazılı basının daha çok güven verdiği noktasında sana katılıyorum İsmail hatta dijital basına göre etkisinin de fazla olduğunu düşünüyorum. Sorgulamadan ve araştırmadan başkalarının paylaşımlarını direkt paylaşmak, kabullenmek vs tamamen sosyal medyayı bilinçsiz kullanmamızın bir sonucu. Medya okur-yazarlığı derslerinin yanında internet kullanım görgüsünü, sosyal medya bilincini geliştirecek eğitimlere de ihtiyacımız var. Katkın için teşekkür ederim.
Aslında burada mevzu haberin aslını araştırıp araştırmamak değil. İnsan inandığı doğrultuda habere inanmak istiyorum. Şöyle ki; iktidar karşıtı yalan bir haber olduğunu varsayalım. Muhalif kişiler bu haberi doğruluğunu araştırma ihtiyacı hissetmeden bu habere inanıp paylaşmaya başlıyorlar. Aynı şey tam tersi için de geçerli. Bence yazılı basın (gazete vs.) dijital basına göre biraz daha fazla güven veriyor.
Haberi internetten okuyorum evet ama senin de dediğin gibi basılı gazetenin verdiği keyif ve sunduğu konsantrasyon bir başka! e-kitaba da sırf bu yüzden hâlâ mesafeliyim ;)
Haberin aslını araştırmaya vakit bulamıyoruz. O kadar hızlı ve yoğun bir akış varki, dönüp araştırmaya vaktimiz yetmiyor. Haber sitelerine güzel değinmiş. Aslına bakacak olursak, kuşe kağıda basılı bir gazete okumak galiba daha keyifli. :)