İnci Aral: Yazarlık enerjimi her şeye karşı olmaktan alırım

Fotoğraf Sanatçısı Lütfi Özgünaydın‘ın edebiyatçılarla fotoğrafseverleri bir araya getirdiği projesi İFSAK Edebiyat Fotoğraf Sohbetlerinin bu ayki konuğu usta yazar İnci Aral‘dı. Aral’ın Özgünaydın tarafından çekilen fotoğraflarının gösterimiyle başlayan söyleşi İFSAK Nurettin Erkılıç Gösteri Salonunda yapıldı. 

Çocukluğunun eline geçen her şeyi hatta yerde bulduğu kâğıt parçalarındaki yazıları dahi okuyarak geçtiğini söyleyen İnci Aral, anne babasını küçük yaşta kaybettiği için kötü bir çocukluk geçirdiğini anlattı: Anne baba olmayınca halamlarda kaldım. Bolca kitapları vardı. Anne babasızlığın travmasını o kitaplara sığınarak atlatmaya çalıştım.

Gençlik yıllarında kendisinin ileride bir yazar olacağının hayalini her zaman kurduğunu ama kendisini henüz yetersiz gördüğünü belirten  Aral, bu hayalin kırklı yaşlarda gerçek olacağını zannederken çok daha erken bir yaşta kendisini yazar olarak bulduğunu söyledi.

İlk öykülerim, mektuplarımdan çıkmadır

Yazma macerasının ilk olarak mektupla başladığının altını çizen usta yazar “25 – 40 sayfayı bulan çok uzun mektuplar yazıyordum. Çok günlük de tutuyordum. Bu mektupların bazı bölümlerini öyküleştirip edebiyat dergilerine gönderdim. Türk Dili dergisinden hemen cevap geldi, 1 Ocak 1977’de ilk öykümü yayımladılar. Sonra Varlık dergisinden de Yaşar Nabi Nayır cevap yazdı.” diyerek Yaşar Nabi’nin yıllar önce kendisiyle ilgili şu önemli tespitini de paylaştı:

“Bence siz de Sait Faik, Orhan Kemal gibi bir yazar olacaksınız. Ama bir öykücüden çok iyi bir romancı olacaksınız.”

Yaşar Nabi’nin o öngörüsünde haklı olduğunu, son dönemde öyküden çok roman yazdığını dile getiren Aral,  öyküsünün Türk Dili dergisinde ilk kez yayımlanması karşısında “Ben bu sorumluluğu ve ağırlığı nasıl kaldıracağım, bundan sonra ben ne yapacağım?” diyerek büyük bir tedirginlikle ağladığı ayrıntısını da paylaştı.

Sorunlara kayıtsız kalamayan bir yazarım

Sürekli kendisiyle yarıştığını, bitirdiği her eseri için “Bu olmadı” dediğini belirten Aral, romanlarını önem sırasına koyması istenirse ilk adı Yeni Yalan Zamanlar olan Yeşil romanının en başta geleceğini çünkü o esere çok emek verdiğini söyledi. Yeşil romanını postmodern edebiyatın içeriksizlik olmadığını kanıtlamak amacıyla yazdığını vurgulayan Aral, bu romanda tamamen olmasa da yer yer postmodern içerikler kullandığının altını çizdi.

“Kalıcı olmayı hedefledim, zaten edebiyatın da kalıcılığına inanırım” diyen Aral, bu kalıcılığını son romanı Sevgili ile başardığına dair inancını “Son romanım konusunda çok iddialıydım. Çok iyi bir roman oldu ve hakîkaten hep böyle bir roman yazmak istemiştim. Bu romanımı Yeşil’den sonra ikinci sıraya koyarım” sözleriyle açıkladı.

En basit aşk öyküsünün bile hayatın sosyal ve ekonomik gerçeklerinden soyutlanamayacağını, eserlerini yazarken kendisinin de buna çok dikkat ettiğini dile getiren Aral, “Ben sorunlara kayıtsız kalamayan bir yazarım. Her eserimde bir sorundan yola çıkarım. Toplumsal bir sorunu tespit eder bunun üzerinden giderim” dedi. Yazarlık enerjisini her şeye karşı olmaktan aldığını, her şeye karşı bir yazar olduğunu ifade eden Aral, bir yazarın da sorunları dile getirebildiği ölçüde iyi bir yazar olabileceğini söyledi.

Sabahattin Ali Öykü Ödülü, alamadığıma sevindiğim tek ödüldür

Aral, sohbet sırasında en önemli eserlerinden biri olarak gördüğü Kıran Resimleri‘yle ilgili ilginç bir anısını da paylaştı. Eserin, yazıldığı 12 Eylül döneminin şartlarından dolayı hiçbir yayınevi tarafından basılmadığını, çareyi de Ahmet Telli’yle birlikte yayın kooperatifi kurarak kitabı burada basmakta bulduklarını anlatan Aral, o yıl ilk defa verilecek Sabahattin Ali Öykü Ödülüne çok güvendiği Kıran Resimleri’yle başvurduğunu söyledi.

Başvuruda bulunulan hiçbir eserin Sabahattin Ali Öykü Ödülünü kazanamadığını “Çünkü Kıran Resimleri’yle yarışacak bir başka kitap yoktu.” sözüyle açıklayan Aral, yarışmada Kıran Resimleri’yle yarışacak kadar iyi başka bir eserin olmamasına rağmen siyasi sebeplerden dolayı ödülün ona verilemediği gerçeğini sonradan öğrendiğini, bu bilginin kendisini çok mutlu ettiğini ifade etti.


e-vren günlüğü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bu yazıya katkı sunun