Haydar Ergülen: Dünyaya okumak için gelmiş gibiyim

Fotoğraf sanatçısı Lütfi Özgünaydın tarafından İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneğinde (İFSAK) her ay düzenlenen İFSAK Edebiyat Fotoğraf Sohbetlerinin 12. konuğu Haydar Ergülen‘di.

Kendisini şiirin patronu değil şiirin yazarı olarak adlandıran Ergülen, söyleşi boyunca okuma alışkanlığında babasının ve dayısının çok etkili olduğunu, köy enstitüsü mezunu öğretmenlerden eğitim aldığını; eserlerinin yazılma sürecini ve edebiyat dünyasında yer alış hikâyesini anlattı.

Söyleşide Eskişehir sevgisini dilinden düşürmeyen Ergülen, bu durumu “Eskişehir’de büyüdüğüm için kendimi çok şanslı, mutlu hissediyorum. Eskişehir hakkında çok yazarım çünkü öyle bir kültürde yetiştiğim, bana barış duygusunu aşıladığı için kendimi borçlu hissediyorum.” sözleriyle açıkladı.

Yaşanan şehrin insan ve ürettiği eserler üzerindeki etkisiyle ilgili “Coğrafya kaderdir diyor ya İbni Haldun, şehirler de insanın ruhunu en çok etkileyen yerlerden biri. Başka neyi etkiliyor, tabii ki ne yapıyorsanız onu etkiliyor. Şiir yazıyorsanız şiiri etkiliyor, romanı etkiliyor, fotoğrafı etkiliyor. Gözünüzü, gönlünüzü, yüreğinizi, bakış açınızı, kafanızı, duygunuzu, aklınızı, bütün bunları etkileyen yerler. ” diyen Haydar Ergülen, sahip olduğu okuma tutkusuyla ilgili şunları söyledi:

“Ben çok okur yazar bir çocuktum. 6 yaşından itibaren babamın dergilerini yırtarak, bakarak okurdum. 9 yaşında şiir yazıyordum. Ama 11 yaşında bıraktım şiiri çünkü 11 yaşında ortaokulda asıl şairlerle, bizim büyük şairlerimizle tanıştım. Dedim demek şiir böyle bir şey, o zaman ben bırakayım şiiri dedim, 11 yaşında bıraktım. İlkokula giderken yazdığım şiirler Atatürk hakkında, yerli malı haftası, orman haftası, anne baban ve 2 Eylül Eskişehir’in kurtuluşu manzume, iki dörtlük şeklinde. Üniversiteye kadar bir tek şiir yazdım.

Okumayı çok seven bir çocuktum ve çok hızlı okurdum. Babam oto tamircisiydi, orta ikiden terkti. Küçük yaştan beri kaportacılık yapmış ama okumayı çok seven bir adamdı. Babamla okumaya başladım, o bana kütüphane yaptı. Eve yedi tane gazete alırdık. Ben onları çok okudum. O yıllar gazeteler edebiyatçılara çok yer verirlerdi. Onları okudum. Babamın getirdiği dergileri okudum. O zamanki popüler ve halk yazarları Yaşar Kemal’i, Aziz Nesin’i, Orhan Kemal’i, Fakir Baykurt’u, Kemal Binbaşar’ı, Kemal Tahir’i, Murat Dalman’ı okudum. Çünkü okumayı çok seviyordum, hâlâ en çok sevdiğim şey okumak.

Üniversitedeyken Türk edebiyatının neredeyse cumhuriyet döneminin belli başlı yazarlarını okumuştum, belli başlı değil bugün artık anılmayan isimleri bile okudum. Her şeyi okuyordum yani. Elime kâğıt geçse okuyordum. Babaannem bana Kâğıtçı Hüseyin derdi.

Hayattaki en büyük amacım okumak, dünyaya okumak için gelmiş gibiyim. Çok disiplinliyimdir okuma konusunda.”

“Hatta diyorum ki şimdi tabii 63 yaşındayım, gençlik bitti, okunacak kitaplar çoğalıyor, eskiden bu kadar kitap yazılmazdı.” diyen Ergülen, yazanların ve yayımlanan eserlerin çoğalmasından rahatsızlık değil aksine memnuniyet duyduğunu ifade etti. Günümüzde internetin de sayesinde edebiyatçıların isimlerinin ve eserlerinin daha geniş kitlelere duyurulduğuna, böylece insanların edebiyata ilgisinin de artırıldığına dikkat çekti. Çağdaş yazar ve şairlerin birbirlerine karşı tutumunu da Ergüler, şu sözlerle açıkladı:

“Şiir, itirazlarla ilerliyor. Bizden sonra gelen daha genç şairler, bir önceki kuşağı sevmezler, daha öncekileri severler. Artık onlarda tehlike yoktur çünkü kendileri için, bu işler böyledir. Ama itirazdır şiir, bütün dünyada böyledir, bizde de böyledir. Bir öncekine itiraz etmezsen şiir gelişmez. Garip Akımını, Orhan Veli’yi düşünün. Zamanındaki mevcut dört şeye itiraz etmeselerdi Garip şiiri olmazdı. Belki Garip şiiri olmasa, İkinci Yeni şiiri daha geç olabilirdi.”

“Cehalet ancak tahsille mümkündür derler.” sözünü hatırlatan Ergülen, “Başkası olma kendin ol” yerine “kendin olma başkası ol” düşüncesinin daha önemli olduğunu; kendisinin de “önce başkasını düşün, önce başkası vardır.” felsefesiyle yetiştirildiğini belirtti.


e-vren günlüğü sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bu yazıya katkı sunun