internet günlüğü 2016/12

KUTUPHANE AFIS

21 – 27 Mart 2016 tarihlerini kapsayan internet günlüğü, bu haftaki alt başlığının ilhamını Funda Güleç Yalçın’ın bloğundaki yazısından aldı. Yeniliklere olduğu kadar vedalara ve yasaklamalara da ev sahipliği yapan internetin blog ayağında dikkatimi çeken ayrıntıysa birçok blogda karşıma çıkan “Son sözler” kısmı oldu. Günlüklere sığmayacak derinlikteki internet okyanusundan bu haftaki notlarımla sizi baş başa bırakıyorum: Continue reading →

e-vren günlüğü, 10 yılı geride bıraktı

evrengunlugu.net 10.yıl

10 yıl önce 27 Temmuz 2005 tarihinde ‘Çok özledim sizi‘ başlığıyla e-vren günlüğü’nün ilk yazısını yazarak bugüne kadar sürecek “bir e-lektronik yaşam projesi”nin ilk adımını atmışım. Tahminim, ilk yazma çalışmalarımın 2004 yılına hatta 2003’lere dayanıyor olması ancak blog adına elimdeki kayıtlı en eski yazı 27 Temmuz 20015 tarihli.  Continue reading →

Sosyal Medya mı Sosyal Ağ mı?

Takip ettiğim blog yazarları listesine bir süre önce eklediğim iki genç arkadaş var; Burak ve Ufuk. Etkileşimleri de oldukça iyi. Ayrıca onların blog yazmaya uzun yıllar devam etmelerini de çok istiyorum.

Konu buraya gelmişken, bir sonraki yazımda Türkiye’de blog dünyasına yön veren isimleri ve onların bloglarını listeleyeceğim. e-vren günlüğü var olduğu sürece sürekli güncellenecek olan o listeyle ilgili detayları söz konusu yazımda detaylandırırım.

Continue reading →

Tüm Şahitliklerimden Vazgeçiyorum!

evrengunlugu.net 10.yıl

evrengunlugu.net 10.yıl

İnsanlara karşı gözlerimi kapatıp kulaklarımı tıkadığım bir dönemi yaşıyorum. Ama gönlümün sesini dindirmek ne mümkün!

Her zaman taşı ilk atan kapıyı ilk aralayandır. Suçlu her zaman ağzını ilk açandır. Olanlardan hep ‘ilk adımı atan’lar mesuldür.

Bütün şahitliklerimden kendimi azl’ediyorum! Ufacık bir kabiliyetim varsa ve bütün ilişkimiz bunun üzerine kuruluysa gördüğüm, bildiğim ve inandığım o şahitlikten vazgeçiyorum.

Birileri için çok önemli olan şeyler benim için o kadar da kıymetli olmadı. Bu yüzden e-vren günlüğü maddi kaygılar taşımadı; 10. yılına girmesine rağmen para etmedi.

Dün olmayanlar maddi kaygılarla yola çıkmanın hırsıyla bugün ahkam kesiyorlar. Onları yok saysam da onları asıl yok eden zaman’ın ta kendisi. Emeği hiçe sayıp parayla satın alınan takipçi sayılarını önemseyenler karşısında takınacak hiçbir tavrım yok. Elbette haklılar. Lakin, hiçbirimiz koca bir Evren’i yaratamayacağız. Peki ya e-vren günlüğü’nün 10 yıllık içeriğini de inşa edebilecek misiniz?

Olayı kişiselleştirmek istemiyorum. Haydan gelen huya gider hesabı, internetten gelen internete gidiyor. Burada ne demek istediğimi bugün hayatımda yer almayanlar daha iyi anlayacaktır. Blog yazarı olduğunu söyleyenler, siz öyle diyorsanız öyledir. Herkes kendisine iliştirdiği etiketle, taktığı ad veya yüklediği unvanla anılmakta özgür.

Ancak ben, asıl takip edilmesi gereken mecra blog’u iken instagram’da Facebook’ta, Twitter’da takip edilmediği için gemileri yakan, birkaç Türk Lirasıyla binlerce yeni takipçi edinip diğerlerinin bilgi, beceri ve emeğini ‘rakamlar’la ezmeye çalışan bir dünyanın parçası olmak istemiyorum. Herkes çok iyi bir yazar, fotoğrafçı, internet fenomeni, musmutlu hayatların kahramanları. Ama ben artık görgüsüzlüklerin içinde kendi görülerimi daha fazla yitirmek istemiyorum.

Ben böyle bir blog dünyasında yer almayı reddediyorum.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Söyleşi: Ben Blog Yazarıyım; Superman Değil!

2005 yılında blog yazmaya başladıktan bir süre sonra yaşadığım şehirde benden başka blog yazarının olup olmadığını merak etmiştim. Zamanla Aydın’da blog yazan diğer arkadaşlarla da tanıştım fakat yıllar içerisinde o arkadaşlar blog yazmayı bıraktılar.

Bir blog yazarı olarak halen büyük bir merakla takip ettiğim onlarca blog var. Onlardan biri de “Berna’nın Günlerinden” isimli blog. Berna, takip ettiğim ve bildiğim kadarıyla da Aydın’da blog yazan tek isim.

Berna Demirkapı; Blog yazarı

Berna Demirkapı; Blog yazarı

Berna Demirkapı. Aydın’da yaşıyor ve 2011 yılından beri blog yazarlığı yapıyor. Aydın’ın birkaç yerel haber sitesinde köşe yazarlığı yaptıktan sonra blog yazmaya yönelen Berna, -kendi deyimiyle- hayali ördeğiyle penceresi Aydın’a bakan küçük odasında blog yazmaya devam ediyor. Continue reading →

En İyi Kişisel Blog Olmanın Zorluğu

Taşları yerine koymakla meşgulüm aslında. Susmakla yoruluyorum. Sükûnet’e en çok ihtiyacım olan zaman dilimlerini yaşıyorum. Vakit ayırdığım şey’lerin niteliği değişti, bunların arasında ben artık daha az’ım.

Niye bu kadar sustuğumu soranlara yazabilecek çok fazla bir şeyim yok. 2012 büyük beklentilerin olduğu yıl benim için, doğru. 2010 yılı gibi bir yılı bir daha yaşamak istemediğimi tüm dualarımda dile getirmiştim. Bir kardeşi kaybetmiştim o yıl, kolay değildi. Ne o kardeşin yerini ne de onun ölümüyle duvardan indirilen çerçevenin yerini şu vakte kadar doldurmak mümkün olmadı. Üstüne üstlük beraberinde o çok sevdiğim öğretmenlik de ellerimden kayıp gitti. Hayatımda derin izler bırakan o kara yıl etkisini 2011’e kadar devam ettirdi. Neyse ki geçen yıl her şey bir nebze olsun iyileşti; hava daha aydınlık olmaya başladı.

Benim dünyamda Evren olmak bir hayli zor; sanal alemde e-vren günlüğü gibi bir blogla yer alıyor olmak e-vren olabildiğin ölçüde Evren olmaktan çok daha kolay.

Yukarıdaki videoblog, e-vren günlüğü’nün Blog Ödülleri 2011‘de halk oylaması sonucu ilk 10’a girmesi üzerine hazırlanmıştı. Sevgili Nur Şentürk‘ün sesiyle hayat verdiği bu vlogu yayımlamak üzereyken ilk 3’e girenler ödül törenine davet edildi. Ödül gecesine e-vren günlüğü’nü görebilmek için katılanların sorduğu soruların cevapsız kalmasının bir anlamı olmalıydı. O sorular ödül törenindeki fısıltı gazetesi ile saatler sonra anlam kazandı: e-vren günlüğü’nde GSM operatörleri ile ilgili geçmişte yazılan yazılar.

Kişisel blog denilince ortaya çıkan profil az çok bellidir. e-vren günlüğü’nün ortaya koydukları da artık yarışma üstü bir yapıya sahip olduğunun bir göstergesidir. Belki de hata burada yaşandı. Bu blogun ziyaretçileri -ki oylarıyla yüzlerce blogun arasında e-vren günlüğü’nü ilk 10’a taşıdılar- bu çok sevdikleri e-yaşam yolculuğunu daha başka bir platformda görme istekleri garip bir durumu da ortaya çıkardı.

Ortada baş döndüren bir dünya ve korku duyulan bir gerçek var: Biz ona boşuna yıllardır e-vren günlüğü demiyoruz ;)

 facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Bir Blog Yazarının Filmi

VCD kapağının arkasındaki yazıyı okuyunca Julie&Julia’yı seyretmenin sıkıcı olabileceğini düşünmüştüm. Halbuki, Barış’ın haftalar önceki önerisi olması sebebiyle bu filme önyargılı yaklaşmamaya çalıştım.

Julia bir memure.Birileri kitabını yayınlamazsa yazar değilsindir. diye düşünüp kendini yiyip bitirdiği bir esnada kocasının web günlüğü tutma fikriyle hayatı bir anda değişir. Julia’yı en popüler 3 blog arasına sokan maceranın Continue reading →