2011’in Son Portre Fotoğrafları

İlknur ve Büşra ile 4 Aralık 2011’de fotoğraf çekimlerimizi {şurada} yazmıştım. Önce İlknur’un fotoğraflarını bitirmiştim. Büşra ise fotoğrafları için 4 ay beklemek zorunda kalmıştı ;) Bugün, onunla bir araya geldik; benim sosyal medyada sürekli dillendirdiğim filtre kahveden içtik ve “final fotoğrafı” dediğim Büşra’nın son iki fotoğrafını flickr’a yüklemeden önce kendisine verdim. Çok beğendiğimiz son iki fotoğrafını artık tablo yaptırıp duvara mı asar, ne yapar kendisine kalmış ;) Zira bir zamanların blog yazarı ve e-vren günlüğü’nün Misafir Kalemler’inden Büşra facebook dahil hiçbir sosyal paylaşım sitesini kullanmıyor :p

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

2011 Sosyal Medya İletileri

Aşağıdaki yazılar, facebook’evreni ve twitter’evreni profilleri ile Windows Live‘da 2011 yılında yazdığım iletilerden oluşuyor. Bu iletileri derlerken, 1 yıllık bir geriye gidiş de yaşamış oldum. Aşağıdaki 2011 iletilerinde benimle ilgili pek çok konuda daha fazla ipucu bulunduğunu düşünüyorum. Hem beni sosyal paylaşım sitelerinden değil de sadece buradan takip edenler için bu paylaşımın farklı bir anlam taşıyacağını düşünüyorum. Belki de bazı olaylara karşı neler hissettiğime ilk kez şahit olacaksınız.

Sürekli huzur için lütfen 1 dakika sükût et be adam! {29 Aralık}

Cuma’da ön saflardan imamın da sağ tarafından bana yer ayırın gençler, biraz geç kalabilirim ;) {23 Aralık}

‘Hakîkaten’ kelimesini seviyorum. {19 Aralık}

Brokoli almaya gittim, yarım saate dönmezsem önce polisi sonra Müge Anlı’yı arayın. {17 Aralık}

Dexter gibisi var mı? Yok ;) {14 Aralık}

Hani her gördüğü fotoğraf makinesinin önüne geçip “beni çek, çek abi beni, beni çek beni beni” diyen tipler vardır ya… Bu tipler fotoğraf çeken herkesi eşi dostu akrabası komşusuymuş da çektiği fotoğrafı hemen akşamında kendisine iletecekmiş gibi anlamsız bir edayla rahatsız ederler ya… İşte yeryüzünde anlam veremediğim 97 insan tipinden biri de bunlardır. {8 Aralık}

Annemin telefon rehberinde “Komşu Nella” niye yazar? Yazıyor madem niye komşu Necla teyzenin adı değiştirilmiyor da inadına “Nella” olarak rehberdeki yerini koruyor? Aslında yeryüzünde adı Nella olan teyzeler var da ben mi bilmiyorum? Annem o telefon rehberindeki ismin değiştirilmemesi konusunda neden bu kadar inatçı ve biri bu durumu gidip Necla Teyzeye ispiyonlayamaz mı? Not: Nella Teyze temsilidir, Nellalar ve Neclalar üzerlerine alınmasınlar. Ya da sallla gitsin ya üstüne alınan alınsın. {8 Aralık}

Evren, ilişki durumunu “bu yaştan sonra bir ilişkim olsa da olur olmasa da olur.” şeklinde güncelledi; facebook anında müdahale etti, twitter da Evren’in hesabını askıya aldı. Ivana Sert’se konu hakkındaki suskunluğunu koruyor. {7 Aralık}

Fotoğraf çekileceğiz diye güzelleşmek için beni yarım saat bekleten Continue reading →

2012 Kışının İlk Fotoğrafları

Bugün İlknur ve Büşra‘nın fotoğraflarını çekmek için bir araya geldik. Fotoğraf çekimlerini yapmak için İmamköy’deki Ilıca’ya varmak için 5 km’lik yolu yürüyerek geçtik ;) Sırada bekleyen diğer fotoğraflar sebebiyle Büşra ve İlknur’un fotoğraflarını Ocak – Şubat gibi paylaşacağım.

Son aylardaki ruh halimi en iyi yansıtan fotoğrafa İlknur imza attı. 2011 yılının son ayında İmamköy hatırası olarak kalan bu fotoğrafıma bir isim bulmaya çalıştım ama beceremedim. 5 km yol yürüyüp 3 saatimizi geçirdiğimiz bu fotoğraf macerasının hemen ardından hasta olduğumu da notlara düşüyorum ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Düğün, Piknik Derken Proje Buluşması

fat.ma.nın dü.ğü.nüÜniversiteden sınıf arkadaşım Fatma‘nın düğünündeydim dün.

Sınıf arkadaşlarım Hacer ve Zafer‘le buluştuk önce.

Zafer, düğün için İstanbul’dan gelmişti. Hasret giderdik, sohbet ettik derken düğün salonuna geçtik.

Fatma, çok güzel bir gelin olmuştu :) Aynı şehirde yaşıyor olmamıza rağmen mezun olduğumuzdan beri ilk kez görüşüyorduk. Daha dün, başında mezuniyet kepi ile cübbe içinde olan Fatma bugün bembeyaz gelinlik içindeydi.

O, bir insanın en güzel hayallerinden birini yaşarken yılların nasıl da hızla akıp gittiğini ve hiçbir şeyin sanki yaşanmadan öylece anılardaki yerini aldığını düşündüm. Fatma’yı karşımda öyle görünce çok duygulandım.

Düğünün sonlarına doğru Aydın’daki kına gecesi geleneklerinden biri olan bindallıyı da giydi bizim gelin :) Başında kına çevrildi, türküler söylendi ve ellerine kına yakıldı.

Adanalı bir ailenin kızı olan Fatma’nın Adanalı akrabaları orkestradan ısırarla halay parçası istiyorlardı. Ama illa kilorke lorke olacaktı.

Lorke lorke çalınmaya başlandı ama o da ne: Bizim yıllardır bildiğimiz Lorke, tuhaf bir remix halindeydi :) Hızlandırılmış, karıştırılmış, cıstak cıstak tarzda bir halay müziğine kim nasıl ayak uydurabilirdi ki :)

Halayın da remixini duydum yaderken gece boyunca müzik çalması için para ödenen orkestra, DJ Onur! anonslu parçalara geçmişti :)

03.08.2009 kah.val.tı

Fatma’yı gelin ettikten sonra bu sabah Hacer ve Zafer’le Aytepe’ye kahvaltıya çıktık. Kahvaltı olayını fazla ciddiye alıp tam teçhizat donattığımız soframızla bütün mesire sakinleri karınlarını doyururlardı herhalde.

Aydınlı Misafir Kalemler İlk Bir Arada

Akşamüzeri e-vren günlüğü’nün farklı dönemlerindeki Aydınlı MisAfiR KaLeMi arkadaşlarla buluştuk. Birkaç hafta sonra TOFD için başlatacağımız bir kampanya amacıyla sevgili Büşra, Elvan, Harun ve Hikmet‘le birkaç kare fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. İnsanın bir tripodu olmasına rağmen becerikli de bir kardeşinin olması şahane; teşekkürler Zeron :) Aydınlı olmalarına rağmen birbirleriyle ilk defa tanışan arkadaşlarla bir arada sohbet etmek de ayrı bir keyifti :) Dört arkadaşıma da ayırdıkları vakit, girdikleri zahmet için yürekten teşekkür ediyorum.

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’a ulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.

Madran Çayı Çıkarması

Şimdilerde en çok onları anlatıyorum; Cuma akşamı Harun‘a, cumartesi akşamı Semih‘e, pazar akşamı Ebruların Sultanı’na saatlerce anlattığım gibi… Cumartesi günkü Madran Çayı çıkarmasından geriye kalan yalnızca onların 600’e yakın fotoğrafı değil; son bir haftadır içinde bulunduğum duygusal iniş çıkışların hıçkırıkları içinde yeniden hayat bulan bir yaşam tecrübesiydi.  Continue reading →

Yaprak Dökmezdi Hiç Umutlarımız

{Nisan ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır} 

Hayat, nehre düşen yapraklar misali mecburi yolculukların pençesinde sürüklüyor bizi çoğu zaman. Daha el kadar bir bebekken farkedemediğimiz bir hızla büyüyoruz. Ve biz büyüdükçe değişiyor bir bir hayal köşklerimiz, artıyor sorumluluklarımız çığ gibi. Dünya sanki daha bir yükleniyor omuzlarına insanın. Unutuyoruz gezindiğimiz pembe bulutları. Unutmak zorunda kalıyoruz. /Yeri neredeyse teğet geçen ayaklarımız daha bir sağlam basmaya başlıyor taş zeminlere./ Kanatlarımızı ardımızda bırakıyoruz istemeye istemeye. Ve onlarla birlikte kendimizden bir parçamızı belki de… Büyüdükçe eksiliyoruz çocukluğumuzdan sanki milim milim… Açılıyor gözlerimiz, bakmak ve görmek arasındaki o ince çizgiyi farkediyoruz. Masumiyetimiz de renk değiştiriyor biz büyüdükçe. Küçükken hep beyaz olan, önce griye boyanıyor sonra yavaş yavaş siyaha bulanıyor. İşte o zaman alıp başını gidiyor yıldızlar ülkesine yürek; biz’siz.. Ama biz yine de saklıyoruz gönlümüzün gökkuşaklarını, herkesten habersiz. Bir zamanlar bizi sevimli kılan, etrafımızdakilere tebessüm olup yansıyan konuşmalarımız, şimdi yeri geliyor üzüyor, incitiyor nice kalpleri. Ağzımızdan çıkan sözlere pek dikkat etmiyoruz. Bazen öyle sözler sarfediyoruz ki onarması bir hayli güç. Çok sonra anlıyoruz ağızdan çıkan sözün, yaydan fırlayan ok misali olduğunu. Ve o ok, bir kere gitti mi bir daha dönmüyor geri. Diken olup saplanıyor önce ve sonra toz toz dağılıyor. Mutluluğu Kaf dağının ardında arıyoruz, ulaşmak içinse Anka kuşlarını bekliyoruz. Bir nefes kadar yakınımızdakini asırlarca ötede arıyoruz. Continue reading →