30 günlük Eylül ayını da tükettik, koyduk bir kenara… Her ay olduğu gibi bu ay da değerlendirmelerimi yaptım. Yaşamış olduklarıma bir göz attım. Ardımda güzel anılarla dolu bir “Eylül” bırakmışım.
Biz 3 kardeş okula gittiğimiz dönemler, “Eylül Ayı dert ayı” derdi hep annem. Ben liseye, Ziya ortaokula, İbrahim de ilkokula giderdi. Kıyafetten kırtasiyeye kadar bir dünya okul alışverişi, odun kömür masrafı vs gibi telaşlarımız olurdu. Şimdi büyüdük; Ziya da ben de kendi memleketimizde üniversiteye gidiyoruz. Ve artık İbrahim’ in de liseden mezun olmasıyla evimizde “gri kumaş pantolon, beyaz gömlek, siyah ceket” giyen öğrenci nesli tükenmiş oldu. Eski günleri şöyle bir hatırlıyorum da, nefret ederdim eylül ayından. Çünkü tatil biterdi, çünkü okulu sevmezdim, çünkü her pazar akşamı evde banyo ve ütü merasimi olurdu. Artık ütü bile doğru dürüst yapılmıyor, bunu fark ettim. Kokusunu özlemişim aslında ütünün… Artık bizim evde Eylül telaşları yok…
Her ay olduğu gibi bu ay da, kaç sayfa kitap okuduğumu kayda geçtim… Moralim bozuldu, çok kızdım kendime! Bu ay 1281 sayfa kitap okumuşum. Ağustos ayında okuduğum sayfa sayısı 845, Temmuz ayında ise 708 de kalmış. Neden moralin bozulmuş, her geçen ay yükselmiş baksana diyenleri duyar gibiyim. Haziran ayında 2553 sayfa kitap okumuşum… Gel de kızma şimdi kendine…
Bu gün, Faruk Nafiz ÇAMLIBEL‘ in YKY’ den çıkan HAN DUVARLARI kitabını okumaya başladım.