İstanbul’da İlk Ramazan

İstanbul'da Ramazan

‘Erken yazılmış geç teslim edilmiş yazılar var. Oysa ne çok, geç yazılan erken söylenen yazılar…’

İstanbul’da Ramazan… Bu kutsal şehirde on bir ayın Sultan’ını karşılıyor olmak büyük bir mutluluk, ne kadar şükretsem az.

Her yıl bitişiyle hüzünlendiğim Ramazan tüm ihtişamıyla yine yer yüzünde. İftardan teravih namazına her ayrıntısı kıymetli ve güzel elbet ama ben niyeyse çocukluğumdan beri en çok sahurları severim.

Aydın’dayken genelde sahura kadar oturur, sofrayı hazırlar bizimkileri uyandırır ‘sahur benden iftar sizden’ derdim. Sahurda uyku sersemliğini, bir bardak su içip hemen yatağa gömülmeyi sevmiyorum. Çok ayrı bir sıcaklığı, manevi havası var sahurun ve hep canlı, kalabalık olsun istiyorum.

Şu an 2013 Ramazan’ın ilk sahuru, ilk günü. İstanbul’da Ramazan’ın bir kısmını yaşamayı hep arzu ederdim. Bir gün bu şehr’İstanbul’da yaşayacağım aklıma gelmezdi. Tıpkı Ramazan’ı İstanbul’da karşılayacağımı hayal etmediğim gibi.

Bir sonrakine kadar herkese Hayırlı Ramazanlar diliyorum.

 facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Ramazan’a Veda

İlk teravih; Ramazan Paşa Camii; 19.07.2012

Bir Ramazan-ı Şerif’i daha geride kaldı. İlk teravih, iftar telaşı, sahur mahmurluğu derken Ramazan, yerini bayramına bıraktı ve hepimiz için sıradan günler yaşanmaya başlandı.

Bu Ramazan fırsat buldukça her akşam teravih namazına gitmeye ve gittiğim her caminin cep telefonumdan fotoğrafını çekmeye çalıştım. Zaman kısıtlılığından dolayı teravih namazlarında birkaç camiye ikinci kez gittiğim oldu. Namaz sonrası cemaatin hızla dağılmasıyla birlikte cami görevlilerinin ışıkları hemen kapatmaları sebebiyle bazı camilerde fotoğraf çekemedim. {Not: Camilerde profesyonel fotoğraf çekimi için İl Müftülüklerinden resmi izin gerekiyor.} Ancak, elimden geldiğinde önce kendime bir hatıra kalması adına ve Ramazan’ın maneviyatını yansıtabilme amacıyla çektiğim fotoğrafları camilerle ilgili kısa bilgilerle birlikte instagram aracılığıyla tweeter ve facebook’tan paylaştım.

Bodrum Tepecik Camii

Camilerimizin çoğu son derece düzenli ve insana huzur veriyor. Teravih namazı öncesi ve sonrası gözlemlerinden yola çıkarak camilerimizdeki durumlarla ilgili birtakım olumlu ve olumsuz izlenimler edindim. Camilerin tertip ve düzeni çok önemli ki bazı fotoğraflara caminin düzensizliğiyle ilgili yorum yapanlar ya da o halini göstermek yerine daha farklı bir açıdan çekip durumu düzeltmeye çalışmama yönelik öneriler geldi.

Bazı camilerde terip – düzen eksik, bu genellikle mahalle camilerinde mevcut. Ancak çoğunlukla camilerimiz -özellikle de Ramazan’dan dolayı- oldukça bakımlı. Her caminin kendine has farklı bir atmosferi var fakat bazı cami görevlilerinin özellikle çocuklara ve cemaata karşı sert tutumları o manevi havayı bir anda dağıtabiliyor. {Bazı müezzin ya da imamların namazda gülen çocuklara yönelik müdahalelerini, safları sıklaştırma adına cemaate yönelik sert yönlendirmelerini, havanın sıcaklığından dolayı namazı dışarıda kılmak isteyen cemaate karşı olumsuz söylemlerini kastediyorum.} Ben bu Ramazan ilk defa her teravih farklı bir caminin huzurunu yaşamaya, kendine has atmosferini solumaya çalıştım ve zaten Aydın’da Ramazan’ın geldiğini sokakta cadde pek anlayamıyorken teravih namazlarında cemaatle bir araya gelinmese bu kutsal ayın maneviyatının hepten eksik kalacağının farkına vardım.

Yavuz Sultan Selim Camii – Aydın

Birkaç arkadaşım en çok hangi camiden etkilendiğimi sormuştu; kesinlikle Yavuz Sultan Selim Camii ve  Adnan Menderes Camii. Bugün itibariyle Aydın’ın en büyük camisi olan Yavuz Sultan Selim, gerek mimarisi, gerek görevli imamının profesyonelliği gerekse de manevi atmosferiyle beni ikinci kez teravih namazı için kendisine çekti. Adnan Menderes Üniversitesi merkez kampüsünün hemen yanında yer alan muhteşem Aydın manzaralı Adnan Menderes Camisi de yine ferahlığı, huzuru, düzeni ve atmosferiyle son derece etkileyiciydi. Caminin avlusunda teravih namazı öncesi ve sonrası ücretsiz olarak ikram edilen çaydan içip Aydın manzarasını seyre dalabiliyordunuz ki bu sadece bu camiye has bir güzellikti.

Yazımın sonunda şu konuya da değinmeden edemeyeceğim. Bazı camilerde kendisini çok rahat ve huzurlu hissederken bazı camilerde de namaz biter bitmez sizi orayı hemen boşaltmanız gerektiği hissine kaptırabiliyorlar. Camiler madem ki Allah’ın mekanıdır ve her müslüman dilediği zaman orada huzura durabilmektedir bunu “haydi namaz bitti benim de mesaim bitti, pencereleri kapıları kapatıp gitmeliyim” mantığıyla yapan bazı imamlar yerle bir edebiliyor. Bir imam, camiyi devlet dairesi gibi düşünüyorsa ve namaz sonrası orada biraz daha kalıp Allah’a içini dökmek isteyecek birisini aceleye getiriyor, onu huzursuz ediyorsa burada bir hata vardır diye düşünüyorum. Mahalle camilerinde hırsızlık gibi vakalardan dolayı imamının namazdan hemen sonra kapıyı kilitleyip gitmesi bir yere kadar anlaşılabilir ama özellikle Ramazan ayında teravih sonrası alelacele cami boşalttırıp çıkıp gitmek bana yanlış geliyor.

Cemaat olarak da namazı kılıp çekip gitmek yerine mahallemizin camisinin eksiğinin olup olmadığını sormak, bunu sadece cami görevlilerinin sorumluluğuna bırakmamak gerekiyor. Cuma namazları çıkışında yardım parası toplanmasını beklemeden bizi Allah’ın huzuruna çıktığımız bu kutsal mekanların ihtiyaçlarını da sorup soruşturabilmeliyiz. Teravih namazlarıyla bir ay boyunca şenlenen camilerimiz Ramazan’ın bitmesiyle bir anda yetim kalıyor; on iki bay boyunca camilerimizi şenlendirmek ümidiyle.

Halis Elciman Haklı: İftar Verecek Kimse Yok mu?

halis.elciman.com yazarı Halis Elciman

Halis Elciman, sosyal paylaşım sitelerinin blog mlog bırakmayan etkisine rağmen ısrarla blog tutmaya devam eden ve yıllardır takip ettiğim blog yazarlarından biri. Hatta geçen yıllarda benim KİR’li yazım ilk onun blogunda yayımlanmış sonra e-vren günlüğü’nde ziyaretçilerle buluşmuştu.

Halis’in, 9 Ağustos 2012 tarihinde yazdığı Bir İftar da Siz Verin başlıklı yazısı, benim de uzun bir süredir üzerinde yazmak istediğim Ramazan, oruç, iftar gibi konulara değinmem açısından bahane oldu. Halis, bu ülkenin bir vatandaşı ve Müslüman bir genç olarak haklı sebeplerle Ramazan’ı Continue reading →

2011 Ramazanı Şikayetlerim

Bu benim 30 yıllık ömrümün ilk Yaz Ramazanı. Bu yüzden her yıldan daha çok merak ediyordum 11 Ayın Sultanı’nın gelişini.

İlk haftasını geride bırakalı bir iki gün oluyor. Sahura kadar oturuyorum, bilgisayar başında çalışıyorum, sahuru hazırlayıp bizimkileri uyandırıyorum. Bu Ramazan sahur Evren’den, iftar sizden şeklinde bir program yürütüyoruz ;) Hiç acıkmıyoruz desem yeridir, iftar sofrasında tek aradığımız su. Çorba dışında diğer yemekleri yiyemiyoruz bile. Şu an zorunlu tatilde olduğum için Ağustos sıcaklarında oruç tutuyor olmayı objektif olarak değerlendiremeyeceğim ancak tahminimden daha rahat geçiyor. Ortaokula giderken kışın oruç tutardık ve o zamanlar iftar saati bir türlü gelmek bilmezdi, susuzluktan kıvranırdım ;)

Bu Ramazan’ın ilklerinden biri de hatimli Teravih namazı tecrübesi ;) İlkokuldayken dedem, Alperen‘le beni Ramazan Paşa Camii‘ne götürmüştü. Meğer hatimli kıldırılıyormuş, o zaman ilk 4 rekat bir ömür gibi gelmişti bana. Yaşlı amcalar nasıl dayanıyorlar böyle diye çok şaşırmıştım ki zaten yarısında dedeme çaktırmadan camiden kaçmıştık ;)

Her Ramazan olduğu gibi bu yıl da fütursuzca ulu orta yiyip içenlerden şikayetçiyim. Onlar kıyamete kadar her zaman var olacaklar, bunu da biliyorum ;) Bir de camilerdeki klimalardan şikayetçiyim, bir treavihte üç defa yer değiştirdiğimi hatırlıyorum. Her cepheden demir gibi keskin esen klimalar bizim 60 yaşı görmemize mani olacak gibime geliyor ;)

Ah bir de Cami Muhtarları var ki daha dün bir yenisine daha denk geldim. Bu can sıkıcı cemaat üyeleri, her camide mutlaka olur ve hedeflerinde hep birkaç çocuk vardır. Namazı o yaşlarda eğlence olarak gören ama aslında bu şekilde pişen çocukları gözlerine kestiren bu Cami Muhtarları onlara bir an olsun rahat nefes aldırmazlar. Hatta işi çocukları ya camiden kovmaya ya da en arka safın da en arkasına tek başlarına namaz kılmaya göndermeye kadar ilerletirler. Bunların derdi ben namazımı huşu içerisinde kılayım bencilliğinin ötesinde veya berisinde bir şey değildir.

Aydın il sınırları içerisinde Ramazan her zamanki gibi pek yaşatılamıyor. Henüz Atatürk Meydanı’na çıkmadım ancak Aydın Belediyesi’nin Ramazan etkinlikleri ile ilgili reklamlarını gördüm. Koskoca Belediye bugün başlayan ve sadece 3 gün sürecek bir dizi Ramazan etkinlikleri hazırlayabilmiş. Çok uzağa değil Denizli’ye gidip bu konuda bir modelleme yapsınlar ;)

Bu yıl, en önemli Ramazan davetlerinden birine iştirak etmek üzere dünden beri heyecanlı bir bekleyiş içerisindeyim. e-vren öğrencilerinin organizasyonundaki o Ramazan iftarı gerçekleşir gerçekleşmez detayları e-vren günlüğü’nde büyük bir mutlulukla  paylaşacağım.

facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger

facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu

twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu

e-vren’i reader’dan anlık takip et: http://www.evrengunlugu.net/feed/

e-vren Anlık Monologları

@Geleneksellikten ödün vermeyen birinin biraz da sert olsun diye Nescafe’ye bir tutam Türk kahvesi karıştırması çok mantıksız mı? {20.04.2011; Balkonda Nescafe içerken}

@Evde yengeç besleme konusunda içimde acayip bir heves peyda oldu. {18.04.2011; kütüphane}

@Hiç araba merakım yokken Volkswagen’in Sarı Tosbağa modeline deli gibi sahip olma arzusuna kapılmam ve bari oyuncağıyla idare edeyim diyerek oyuncakçı oyuncakçı dolaşmam çok sağlıklı bir durum mu bilemedim. {17.04.2011; Sarı Vosvos oyuncak araba bulamadan eve dönerken}

@Facebook, MSN Messenger vb şifrelerini sevgililerine veren ve sevgililerinin bu sanal hesaplarına girip bir de üstüne onunla bununla sohbet edenlere çok ama çok sinir olduğumu farkettim :/ {14.04.2011; Bilgisayarımın başında facebook’ta çevrimiçi iken}

@Kendimi ait hissedemediğim bir dünyada yer alabilmek için anlamsız bir savaş veriyorum. Ne aptalca! {23.03.2011; kütüphane}

@444 00 00, Ziraat Bankası’nın Müşteri Hizmetleri numarasıymış, çok hoşuma gitti. On milyon yıldır ben bunu niye görmemişim :P {08.04.2011; Ziya arayıp Ziraat Bankası Müşteri Hizmetleri numarasını istediğinde bankamatik kartımın arkasını çevirip baktığımda}

@“Hayatımda bir şey eksik, bir şey eksik ama ne eksik?” diye 29 yıldır düşünür dururken az önce neyin eksik olduğunu keşfettim: Benim hiç Kızılderili arkadaşım yok! {18.03.2011; evde} Continue reading →

Ramazan’a Acil İhtiyaç Var!

Kişisel bir web günlüğünün de sosyal sorumlulukları vardır. Bu yüzden geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bir sivil toplum kuruluşuna blog aracılığıyla destek sağlamaya devam etti e-vren günlüğü. 2010-2011 döneminde Acil ihtiyaç Projesi (AİP) Vakfı’nı seçmesinin en büyük sebebi vakfın samimiliği ve şeffaflığıydı. Türkiye gibi bir yerde bir sivil toplum kuruluşundan en çok beklenen şeffaflık ve hesap verebilirlik oluyor. En azından ben kendim buna dikkat ediyorum. AİP, kendisine yardımda bulunan herkesi {şurada}, yardım sevkiyatlarını {şurada}, tüm faaliyet raporlarını da {şurada} gönül rahatlığıyla paylaşıyor. Zaten olması gereken de bu.

Her yıl hasretle beklediğimiz Ramazan ayı iki gece sonra tüm ihtişamıyla yeryüzüne inmeye hazırlanıyorken AİP Vakfı da Ramazan’da yoksullara yardımseverler adına yardım ulaştırmak adına kolları sıvadı.  Bu yılki yardımları erzak, nakdi ve fitre / zekat olmak üzere üç farklı şekilde kabul etmeye başladı. 2010 Ramazanı için AİP Vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmayı düşünürseniz {şu} bağlantıdan bütün detaylara erişmeniz mümkün.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Ramazan Görgüsüzleri

Belki de geleceğimi ciddi anlamda belirleyecek “ön haberler”den birini gündüz öğrendim. Olley! Harika tarzı tepkiler sergileyemedim haliyle. Ne bileyim, bir isteksizlik, bir keyifsizlik halindeyim…

Hüss‘le öğleden sonra sinemaya  Buz Devri 3‘ü seyretmeye gittik. Çok komikti, çok şirindi, pek keyifliydi :)

Akşamüzeri Ebruların Sultan’ı Continue reading →