Diziler İçin Bedava Fotoğraf Çekilir ;)

Kim derdi ki Ağustos 2008’de Isparta’da çektiğim asker arkadaşımın düğün fotoğrafını tam 3 yıl sonra TRT‘deki bir dizinin Ağustos 2011’de yayımlanan bir bölümünde göreceğim ;)

Telefonu açtığımda asker arkadaşım Evren, yahu düğünümüzde çektiğin siyah beyaz bir fotoğrafımız vardı ya? deyince içimden fotoğrafı kaybettiler herhalde, bende yedeğinin olup olmadığını soracak diyordum ki eşim dün TRT’de Küçük Hanımefendi dizisinde bizim o fotoğrafı görmüş dedi ;) Akşam da fotoğrafın kullanıldığı dizinin bölümünün linkini gönderdi ;)

Söz konusu dizinin 5. bölümünde Arsen Gürzap, önündeki masanın üstünde duran birkaç siyah-beyaz düğün fotoğrafına bakıyor ve sonra bir tanesini eline alıp onu inceliyor. Yapım Şirketi fotoğrafımı beğenmiş ve kullanmaya değer görmüş madem Arsen Gürzap’ın eline aldığı fotoğraf bizimki olsaydı daha havalı daha gurur verici bir hatıramız olmaz mıydı ;) Hadi fotoğrafı izinsiz kullanmalarına bir şey demiyorum ama Arsen Gürzap’ın eline aldığı fotoğrafın benimki olmamasına çok içerledim =D Evren ve Sinem çifti de önce fotoğraflarıyla girdikleri dizi piyasasında sonradan bizzat kendileri oynamaya başlarlar umarım ;)

Şaka bir yana, üzerinde fotoğrafçının imzasının, altında da fotoğrafın kullanım haklarıyla ilgili bir açıklamanın yer aldığı o fotoğraf ulusal bir kanalda bir dizide rahatça nasıl kullanılabiliyor anlamış değilim ;) Her yıl ya Genç Beyin dergisinde, ya Gayet.net arkadaşlık sitesinde ya da kendini bilmez birinin facebook ve msn messenger profilinde fotoğraflarıma rastlarım. {Daha doğrusu ziyaretçilerim rastlayıp bana ihbarda bulunurlar.} Bu son fotoğraf olayı da kapak olacak tarzda oldu ;) Bu yazının Sen de mi TRT şeklindeki başlığını daDiziler İçin Bedava Fotoğraf Çekilir! olarak değiştirmeye karar verdim ;)

facebook sayfası: http://tr-tr.facebook.com/evrensoyucokphotoblogger

facebook’evreni: http://www.facebook.com/evrengunlugu

twitter’evreni: https://twitter.com/#!/evrengunlugu

e-vren’i reader’dan anlık takip et: http://www.evrengunlugu.net/feed/

Bedava Reklamın Böylesi

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili yasaklansın, kaldırılsın, adli işlem başlatılsın diyenler veya diye düşününler keşke yıllardır insanları kanser eden cips reklamlarını yasaklamayı da akıl edebilselerdi.

Mesela, Kurtlar Vadisi dizisi bunca yıl yüz kez yayından kaldırılabilirdi. Ülkedeki sosyolog ve psikologlara sorsak bu dizinin koca bir nesilde sebep olduğu tahribatı saymakla bitiremeyeceklerdir.

Halihazırda daha kötüleri varken tek bir diziye yüklenmenin manası nedir anlamadım. Aslında yapılan bütün bu tartışmalar bedava reklamdan başka bir işe yaramıyor. Ha bir de oyuncuların fiyatı artıyor. Kim sitemez ki bütün köşe yazarlarının bahsettiği, bütün televizyon programlarının ele aldığı böylesi bir dizide oynuyor olmayı. Mutlaka bu haberler de oyuncu ekibine  ayrı bir hava katıyorduk ;)

NTV bile, başka bir kanala ait bir dizinin daha ilk bölümü için özel programlar yaptı. Yaprak Dökümü‘nün milyonları göz yaşına boğan finalinde ölen Ali Rıza Bey için de TRT kandil geceleri yaptığı gibi büyük bir camide canlı yayında mevlit okutsaydı ancak bu kadar şaşırırdım. Kimse kimsenin reklamını bedavaya yapamazken bütün basın yayın organlarının çarşaf çarşaf Muhteşem Yüzyıl başlıklarını anlamakta güçlük çekiyorum.

Ancak başta da belirttiğim gibi keşke toplumun sağlığını, gelenek göreneklerimizi her alanda ve bu denli titiz bir şekilde koruma gayreti içinde olsaydık. Söz konusu diziyi tartışana kadar canlı yayınlarda aile bireylerinin kirli çamaşırlarının saatlerce tartışılmasına dönen evlilik programlarına, dövüş ve savaştan ibaret sözde çizgi filmlere ne demeli? 

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Şımşırık Ne Demek?

Şımşırık ıslandım” diye yazınca şu yazım aklıma geldi hemen. Dimdirek sözcüğünü duyunca şaşırmıştım; şımşırık‘ı ilk kez duyduğunu söyleyenleri duyunca da şaşırdım :) “Ipıslak” diye yazsam daha açıklayıcı olacakmış sanırm :)

Dün akşam, Hadise çıkana kadar TRT başında, Eurovision‘a kitlenmiştim. Sanırım, stüdyo kaydına alıştığımız için Continue reading →

Zehra Ebemin Çantasındaki Hürriyet Küpürleri

Çaysız yapamam. Ben de! Ama öyle böyle değil, ince belliymiş, kupadaymış fark etmez, çay olsun yeterki. Aynen ben de! Kitap okuyunca her şeyi unutuyorum. Ben de! Çantamda mutlaka kitap bulundururum, yolculukta filan okumadan edemem. Ya ben de! Gazetelerin köşe yazarlarının yazılarındaki önemli yerleri çizer, saklarım. Ben de! Sarışın kızları beğeniyorum. Hadi ya.. Bense esmerlerden hoşlanıyorum :)

Evren’in göbeğini senin kestiğin nasıl belli dedi Safiye Sultan, 27 yıllık ebem Zehra teyzeme :) Benim doğumumu annemin sağlık kolejinden sınıf arkadaşı, meslektaşı, dostu Zehra teyzem yaptırmış. {Bu cümleyi nasıl kuracağımı bilemedim. Sanki doğumu yapan benmişim gibi de bir anlam veriyor :) }

Hürriyet gazetesinin beğendiği köşe yazarlarının küpürleri çantasında. “Benim hitabet yanım eksik, anlatamıyorum en iyisi çıkarıp okuyayım” dedi Zehra ebem :) Ve çıkarıp okudu Ahmet Turan‘dan Yılmaz Özdil‘den bazı yazıları. Emin Çölaşan‘ı kovduktan sonra Hürriyet’i bir süre almamış, protesto etmiş. Başka gazeteleri de okudum ama Hürriyet’e alışmışız bir kere. Hem oradaki köşe yazarlarını daha çok seviyorum dedi. Tekrar alıp okumaya devam etmiş Hürriyet gazetesini.

Banu AVAR‘dan, onun TRT‘den kovuluşundan, kitaplarından vs bol bol konuştuk. Banu Aavar’ın bir kitabını verdim kendisine. {İnşallah en geç 1 hafta içinde geri alırım} Çünkü bu kitap gitti mi gelmek bilmiyor nedense :P

Bugün bir kere daha anladımki, bizim insanımız internetten hala korkuyor. Eğitim seviyesi, kültürel donanımı bile fark yaratmıyor bu bakış açısında. Gerçi yazılarımı kopyalayıp kendi blogunda yayınlayanları, fotoğraflarımı arkadaşlık sitelerinde kendisiymiş gibi kullananları, hatta benim fotoğrafımla, benim soyadımla facebook’ta Enes Soyuçok adıyla profil açanı bile görmüşken internet dünyasından korkanlara hak vermiyor da değilim :) Aslında 4 yıllık blog serüvenim boyunca karşılaştığım bütün bu kopyala yapıştır hırsızlıklarına ve sahtekarlıklara karşı açacağım maddi-manevi tazminat davalarından kazanacağım paralarla epey zengin olabilirdim.

Sınırlar Arasında / Banu AVAR

Türkiye’deki STK’ların işleyişini yakından takip edenler ve Soros’un bazı Türk STK’lar üzerindeki etkisinden az çok haberdar olanlarda, Banu Avar’ın aşağıdaki yazısı “ora’yla bura” arasında bir benzerlik duygusu uyandıracaktır:

Yugoslavya’da demokrasi projesinin uygulanmasında OTPOR yani “direniş” adlı sivil toplum örgütü başı çekti.

Amerikalı işadamı George Soros tarafından finanse ediliyordu ve Yugoslavya’nın dağılarak “demokrasiye geçişi”nde aktif rol oynadı. [s.14]

Türkiye’de seyredilme rekorları kıran dizilerin, milyonlar dağıtan, ucuza şöhret sunan yarışmaların Continue reading →

Avrasyalı Olmak / Banu AVAR

Bu kitapta, 2005 sonbaharıyla 2006 yazı arasında TRT’de yayınlanan, Sınırlar Arasında adlı programda işlediğim 14 ülkeden gözlemleri, 14 ülkenin anılarını, acılarını ve masalsı kavuşmalarını bulacaksınız…” diyerek Avrasyalı Olmak kitabının içeriğini özetliyor Banu Avar, Okura İlk Not’ta.

Dedesinin memleketi Dağıstan‘dan Fidel Castro’nun Kübası’na kadar 14 ülkeyi dolaşıyor. Ve Banu Avar, insanı içine çeken, karşısına oturtup anlatıyor hissini veren başarılı üslubuyla bize Modern Medeniyetin gerçek yüzünü gösteriyor bir bir… Her yerde karşımıza Amerika başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin oyunları çıkıyor. Masum insanlara sahip oldukları yer altı zenginlikleri, jeopolitik konumları yüzünden uygulanan ambargolar, katliamlar, işkenceler, yaptırımlar sorgulanıyor. Demokratikleştirme adı altında parçala böl taktikleri, hoşgörü bilinci adı altında Hıristiyanlaştırma çalışmaları vs. Her yerden Soros ve Sorosvari kuruluşlar sırıtıyor. Türkiye’deki organizasyonları çağrıştıran pek çok kötü tecrübeyi yaşıyor Orta Asya ve diğerleri. Hepsinde başrolde AB ve ABD. Banu Avar’ın görüştüğü, mikrofon uzattığı ezilmiş, horlanmış pek çok insanın ağzından “Türkiye’ye hayranlık, saygı” cümleleri dökülüyor. Yaşanan afetler, darbeler, zulümler sonrası dünyada onlara ilk koşan biz olmuşuz, bunları anlatıyorlar.
Banu AVAR’ı Seyretmek, Okumak, Tanımak

TRT’deki Sınırlar Arasında programında işlediği Nobel Ödüllerinin iç yüzüyle ilgili bölümü şaşkınlık ve hayranlıkla seyretmiştim. Baştan sona seyrettiğim ilk programıydı. Yüksek Lisans dersindeydik. Orhan Pamuk dahil, alınan ödülün ve ödüllendirilen kişilerin artık hiçbir değeri kalmamıştı gözümde. Yayınlanmış 3 kitabı var Avar’ın. Gündemdeki olaylar, Türkiye’ye karşı oynanan oyunlar hakkında bilinçlendirilmesi bakımından özellikle lise ve üniversite öğrencilerine öğretmenler tarafından mutlaka tavsiye edilmesi gereken kitaplar. Elinize aldığınız an, bir solukta okuyacağınızdan eminim. Ayrıca Banu Avar’ın üniversitelere söyleşilere katıldığını da biliyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde görüştüğü öğrencilere “TRT’ye sahip çıkın” dediğini de duymuştum. Medyanın bir ülkeyi temelden değiştirecek güce sahip olduğunun altını çiziyordu. Zaten buna da kitabında sık sık değiniyor.

Avrupa Birliği, bizden istedikleri konusunda her zaman iki yüzlü davranıyor. Öyle ki kitabın daha ilk başında Banu Avar, tek dişi kalmış canavarın çifte standardına şu cümlelerle gönderme yapıyor:

Demokrasi projesini uygulayan sivil toplum örgütlerinin, Amerika’da veya Batı Avrupa’da faaliyet göstermeleri yasak. Amerika, dünyaya demokrasi ihraç ederken, ihraç malının Amerika’da kurulamayacağını sözleşmelere koyuyor. Demokrasi hareketleri sadece öteki ülkeler için var. Batıda böylesi faaliyetlere girmenin cezai müyyidesi var.

Hedefteki ülkelerde, önce ekonomi felç ediliyor. Bu iş demokrasi projeleriyle paralel yürütülüyor.

Para piyasaları dışarıdan gelen uluslararası vur-kaç tefecilerine açılıyor; özellştirme adı altında fabrikalar kapatılıyor; ulusal sanayi ve enerji kaynakları ele geçiriliyor.

Kaynak: s.12, Avrasyalı Olmak, Banu Avar, Truva Yay.